Bugünkü şarkımız da Whitney Houston'dan gelsin, "I will always love you"...
12 Şubat 2012 Pazar
Müjdee!!
Çikolatasever kadınlara müjdee!! İsveç'te yapılan araştırmalara göre haftada iki kez çikolata tüketmek (her öğünde iki kez yemeyi de kabul ediyorlardır herhal) felç riskini %20 azaltıyormuş. İnanmıyorsanız bakın:)
8 Şubat 2012 Çarşamba
4'ün 1'i
Ders seçimi ayağına geldiğimiz, bitmek bilmeyen 4 günlük sürecin ilk gününü paylaşmanın bizi ne kadar mutlu ettiğini bilemezsiniz.İlk günümüz karlı yollarda,puslu meydanlarda maske aramakla geçti. Şimdi bu maske de nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyiz. Blogumuza şirinlik katmak amacıyla almamıza rağmen korku maskeleriyle kendimizi tatmin etmekten kendimizi alamadık.
Bu sefer ki çikolata maceramıza Mado ile başlamanın bize verdiği hazzı anlatmak isterdik amma velakin kelimeler biter, hazlar bitmez, bitmedi de zaten:) Her ne kadar sufle sufle diye ölürken yaş pastayla profiterol yemek zorunda kalsak da bize her yer Trabzon!! 
Şekil A ‘da görüldüğü üzere gerçekten mecbur kalmasam yemezdim. Size bir öneri; tatlı yemeye yanınızda eşantiyon olarak bir adet(mümkünse daha fazla) normal çikolata tüketicisi götürmeniz az parayla çok tatlı (çok kalori) yemenizde önemli rol oynar. Denedik, gördük, yedik, şiştik...
Çikolata sosu beklentilerimizi tam olarak karşılamasa da içindeki antepfıstıkları durumu kurtarmaya yetti mi, yetti. Profiterole gelecek olursak her şey iyi güzel hoşta bu porsiyon kime yeter arkadaşım? Mado yetkililerine biz çikolata sevdalılarını da düşünerek porsiyonlarına çekidüzen vermeleri şiddetle tavsiye edilir. Çikolatalı günler, geceler; kovalasın sizi cüceler!! :)
5 Şubat 2012 Pazar
Yağmur'un Doğum Günü
Dünkü
çikolata maceramız yarım kalmıştı bugünde kaldığımız yerden devam edelim ne
dersiniz?
Hmm
en son kalan çikolataları yalanıyorduk ki bir de baktık yağmur ile buluşma
saatimiz gelmiş. Annemin bana en sık söylediği şeylerden birini ben Bahar’a
söyledim bu sefer; Yiyip de doymayan yalayıp hiç doymazmış…J Çikolataları da alıp koştuk
Yağmur’un yanına ama biz üç Leyla buluşmayı beceremedik bir türlü! Biz giderken
Yağmur da bize doğru geliyormuş meğer o arada birbirimizi es geçmişiz o bizim
evine de gitmiş bekliyormuş. Hani normalde olur böyle şeyler de biz bir de
telefonla konuşup anlaşmıştık hangi taraftan yürüyeceğimizi falan:D Neyse
sonunda buluşup önce bir güzel karnımızı doyurup ardından Public Tube'e gittik.
Eskişehirli olanlara kesinlikle tavsiye ederim bir gitsinler görsünler. Gerçi
akşamları ve hafta sonları çok kalabalık oluyormuş ama biz gittiğimizde hem
hafta içi hem de akşamüstü olduğundan kimsecikler yoktu. Üstelik garsona da
çikolatalarımızdan ikram edip sus payını da verince kimsecikler kahkahalarımıza
karışamadı gönlümüzce gülüp eğlendikJ
(Çikolataları
gördüğünüze göre anlamışsınızdır, evet yine başından başlamadım anlatmayaJ)
Yağmur’un
çikolatalara tepkisine gelince… Tabi ki çok şaşırdı özellikle de dün
bahsettiğim o hediyelerden birine yani kalpli kalıba döktüğümüz çikolatanın
içine sakladığımız yüzüğe…J Biz bu kadar şaşıracağını
düşünmediğimizden “Bunun içinde bir şey var kalıp parçası mı ki?” der demez
kahkahalarımız tutamadık.
Mumları
ve maytabı çikolatanın üzerine saplayamadığımızdan maytabı çikolataların
arasına saplayıp mumları da elimizde tutup üflettik. Ee, demokraside çare
tükenmez...:)
Orada
oturduğumuz süre boyunca çikolata yemedik tabi ki, aynı zaman da bizim kızlarla
klasiğimiz ‘farklı bir şeyler’ olarak da daha önce denemediğimiz kokteylleri
denedik.
Soldan
sağa sırasıyla Strawberry Basket (Strawberry Pink, Soda, Çilek Parçacıları),
Public Cocktail (Absolut, Şeftali Likörü, Portakal Suyu, Olmeca), Pina Collada
(Malibu, Havana Clup, Ananas Suyu, Süt)
Biraz
da çikolatadan sonra ağzımızda kalan tadın etkisiyle çok acı geldi açıkcası
bize. Sonradan yine az çok alıştık ama yine de pek beğendiğimiz söylenemez.
Sadece Bahar bitirebildi içeceğini…J
4 Şubat 2012 Cumartesi
Çikolata Yapımı
Bugün öyle bir gün geçirdim
ki son yarım saattir gözümü ekrana dikmiş şapşal şapşal sırıtmaktan yazıma
neyle nasıl başlayacağıma bile karar veremiyorumJ Bu kadar sırıtacak ne yaptın
derseniz, neler yapmadım ki :D Öncelikle Baharımla çikolata yaptım!! (evet, hem
de tam bir kilogram!!) Sonra Yağmurumun geçmiş doğum gününü kutladık. Eh,
çikolatalar da onun içindi zaten. Hal bu olunca yani beni şımartmak için sadece
çikolata ya da sadece kızlarla beraber olmak bile yetecekken ikisi bir arada
nasıl bir etki yaptı siz düşününJ. (Bir ipucu: tüm gün birbirlerine
bakıp bakıp sırıtan üç kız gördüyseniz, onlar bizdik.) Neyse lafa ortasından
kenarından köşesinden dalıp da daha fazla berbat etmemek için çikolata
maceramızdan başlıyorum... Biz geçen yaz Bahar ile Aktif Felsefe'nin çikolata
kursuna katılmıştık. Kurs normalde iki aşamadan oluşuyor; ilk aşamada çikolataya
aromalarla kuruyemişler, mısır gevrekleri katarak sade çikolatayı yepyeni bir
tat haline getirmeyi ve marzipan (o da neymiş diyenlere...)yapmayı öğreniyorsun. İkinci aşamada ise
olayın daha güzel kısmına trufflere geçiyorsun. Biz iki aşamalı olduğunu
bilmediğimizden kendimizi sadece ilk aşamaya göre ayarlamış, planımızı ona göre
yapmıştık. Bu nedenle (üzülerek söylüyorum ki) ikinci aşamaya katılamadık.
Neyse ilk aşama da yeterince kalori almamıza yetti zaten.J Kurs binasından çıkarken
elimizde velinimetimiz şeftalili, çilekli, marzipanlı, fıstıklı, Nesquik
gevrekli çikolatalarımız suratımızda 32 dişlik gülümseme… Artık o çikolatalar
da aklımızda nasıl yer ettiyse Yağmur’un doğum gününü düşünürken aklımıza ilk
gelen fikir çikolata yapmak oldu! Bugün sabah erkenden Bahar ile buluşup hem
hediyelerimizi hem de çikolatalarımızı aldık. Hediyemizin tekini şimdi
söylemeyeyim yazının ilerleyen kısımlarına sürpriz olsun, diğeri de bize kalsınJ Çikolatalarımıza gelirsek
Kahve Dünyası'ndaki büyük kalıp halindeki sütlü çikolatalardan aldık, ilk olarak
bir büyük parça koydurduk ardından iki, üç… Ee önce gözü doymalıymış insanın
:D. Aromalarımız da annemden olunca alışverişimizi tamamlayıp eve gittik. (Annem
tatlı yapmaya merakının en iyi tarafı evde tatlıyla ilgili her türlü ıvır
zıvırın bulunması ama tabi bu iyi taraf mı ağır basar yoksa alınan kilolar mı
bilinmez…) Hemen aromaların içinden üç çeşit aroma seçtik; acıbademli, tereyağlı
vanilyalı ve romlu. Ardından bir yandan çikolatamızı benmari usulü eritirken
diğer yandan da içine koyacaklarımızı hazırladık. Bu kısım insanın tamamen
zevkine ve hayal gücüne kalmış ama ben, annemin sade mısır gevreğini kırıp da
çikolataya katma fikrini çok beğendim, çikolatayı kıtır kıtır yemesi çok
eğlenceli oluyorJEritme işlemini tamamladıktan sonra başladık kafamıza göre katıp karıştırmayaJ
Hem kursta yaptığımız gibi iki kaşık
yardımıyla tepsiye yağlı kağıt üzerine dizdik hem de çeşit çeşit çikolata
kaplarına, buz kaplarına da doldurduk. Doğum günü hediyesi sonuçta yamuk yumuk
tipsiz olmasın değil mi?
(Kalıpların
arkasından gözüken fotoğraflar da annemin eseri. Masaların üzerine konulan
kalın plastik tabaka şeklindeki örtünün altına dizerek masamıza yeni bir hava
katmıştı geçen sene. İlk zamanlar baya ilgimi çekmişti de artık fotoğrafları
değiştirmenin vakti geldiJ)
Çikolataları
da buzdolabına atıp dondurmaya başladıktan sonra geldik işin en eğlenceli
kısmına!! Yani kalan çikolataları yeme faslı:D
Şöyle
bir başından itibaren okuyayım dedim de çenem düşmüş benim. En iyisi sizi
daha fazla sıkmadan bugünlük bitireyim de maceramızın devamı yarına kalsın…J
Not 1:Benmari usulü, kaynar su dolu bir tencerenin üzerine tencereden daha büyük bir kap koyarak çikolatayı o kapta eritme işlemidir. Bu yöntemle ilgili güzel Türkçe videolar bulamadım ne yazık ki:(
Not 2: Yapım aşamasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta çikolataya hiçbir şekilde su karışmamasıdır. Aksi takdirde güzelim çikolata mahvolabilir!!
3 Şubat 2012 Cuma
Merhaba sevgili çikolataseverler!!
Yazımıza bir itirafla başlıyoruz ki biz giriş yazısı yazmayı hiiç mi hiiç sevmiyormuşuz üstelik beceremiyormuşuz da. Bu yazıyı yazmaya çalışırken anladık bunu, çünkü teamüllerimize göre şu an 10.cu maceramızda olmalıydık... Bunun için şuna karar verdik: Blogumuz nasıl açıldı, ne oldu, ne bitti,ne işimiz var blog dünyasında,amaç ne anlatıp bitirelim... Öncelikle biz iki çikolata bağımlısı ;bağımlı kelimesinin yeterli olmadığı anlar vardır ya işte bizim durumuzda onlardan biri,öyle günler oluyor ki çikolata yemek için yaşadığımızı düşünüyoruz düşünmekle kalmayıp buna inandığımız da oluyor, konumuza dönecek olursak biz iki çikolata bağımlısı farklı çikolatalar bulmak amacıyla şöyle bir bloglara bakalım dedik. Hani hem çikolatalarla ilgili (sadece çikolata da değil, çikolatalı herhangi bir şeyle ya da çikolatanın yanında iyi giden şeylerle de ilgili) bilgiler yorumlar olsun, hem de iki anı, macera anlatsın, gülelim eğlenelim dedik. Çok şey istemişiz ya da adam gibi arayamamışız ki istediğimiz gibi bir blog bulamadık. Bu hayal kırıklığımızın bir arkadaşımızın blog açmasına denk gelmesi bizi ne kadar etkiledi bilinmez ama maceramız başlamış oldu(ben boşa giden onca maceraya yanıyorum ama üzülmeyin sizin için daha güzellerini yaşamak bizim için zor olmayacaktır). Hoş başlangıcımız da pek iç açıcı sayılamaz da... Yaklaşık iki saat boyunca sadece çikolata fotoğrafları arayıp Gmail hesabı açıp kapatıp, çikolatalı yaş pasta yedik . Sonunda yeter artık deyip başımızı bilgisayardan kaldırınca bir de ne görelim yanımızda ki arkadaşımız uyuyakalmış!!(evet evet yanlış okumadınız) durumumuzun vahametini artık siz düşünün. Neyse öyle böyle blogumuzu açıp, açılışımızı da çikolatayla kutladık mı kutladık ya bize yeter... Umarım sizler de bizim yazarken eğlendiğimiz kadar eğlenirsiniz okurken... İyi eğlenceler, çikolatalı günler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)